Karaman’ı Tanıyalım

Karaman

Karaman ilinin eski ismi Larende’dir. Şehir Selçukluların elinde iken islamlaşmıştır. Karamanoğlu Beyliğinin kurucusu Karaman Bey’den dolayı Laranda (Larende) olan şehir Cumhuriyet döneminde Karaman adını almıştır. 15 Haziran 1989 tarihinde Türkiye’nin 70. ili olmuştur.

Karaman İçanadolu bölgesinin güneyinde yer alır. Kuzeyinde Konya, güneyinde Mersin doğusunda Ereğli, güneydoğusunda Sılıfke, batısında Antalya yer alır. Toplam merkeze bağlı 5 ilçesi vardır. Bunlar Ayrancı, Başyayla, Ermenek, Kazımkarabekir ve Sarıveliler’dir.

2019 yılı sonu verilerine göre toplam nüfusu 253.279’dur. Karaman halkının ekonomik yapısı yanında sosyal durumu da gelişmiştir. Halkının yüzde 95’i okur-yazar olup, yüksek öğrenim mezunu oldukça fazladır. İşsizlik oranı sıfır olan illerden bir tanesi Karaman’dır. Hatta Mersin’in Mut İlçesi, Konya ilinin Ereğli ve Karapınar ilçelerinden Karaman’daki fabrikalara işçi getirilerek istihdam sağlanmaktadır.

Çok eski tarihi geçmişi olan, farklı ekonomi ve kültürlerin karışıp kaynaştığı Karaman, birçok medeniyetlere beşiklik etmiş, en eski çağlardan itibaren bölgeler arasındaki kültür aracılığı rolünü de üstlenmiştir. İlimizde söz konusu medeniyetlerin özelliklerini yansıtan, tarihi, turistik, kültürel ve arkeolojik bakımdan önem arz eden birçok eser vardır. Hititlerden başlamak üzere Roma, Bizans, Karamanoğulları ve Osmanlılardan kalma çok sayıda anıt, yazıt, kilise, manastır, kale, köprü, sarnic, cami, medrese, türbe, kümbet, han, hamam gibi asırlık eserler bulunmaktadır.

Türkçenin Başkenti Karaman,“Gelin Tanış olalım – İşi kolay kılalım – Sevelim sevilelim – Dünya kimseye kalmaz”,diyerek insanları sevgi, hoşgörü ve birliğe çağıran Yunus Emre’nin türbesinin ilimizde bulunması, Mevlana’nın annesi ve abisinin mezarlarının ilimizdeki Aktekke Camisinde bulunması inanç turizmi açısından büyük önem arz etmektedir. Ayrıca Karaman, Anadolu’yu Akdenize bağlayan İpek yolu üzerinde olması zengin tarihi, kültürü, sanat birikimi, doğal güzellikleri, mutfağı, benzersiz florası, somut olmayan kültürel miras birikimi ve misafirperverliği ile değişen turist profilinin talep ettiği tüm özelliklere sahip bir destinasyon konumundadır.

Karaman Mutfağı

Karaman Mutfağı tarımsal ürün ağırlıklıdır. İlde bulgur pilavı başyemek olarak hemen her gün yenilmektedir. Özel günlerde şebit pilav ve etliekmek yapılır. Arabaşı çorbası, Calla, Gılan Böreği, Guymak, Zülbiye, Batırık, Zerde, Palize tatlısı… Yöreye özgü yemeklerdir. Karaman yöresine ait 200 civarında çorba, yemek ve tatlı çeşidi bulunmaktadır.

Karaman`a has bazı yemek çeşitleri:
Arabaşı çorbası, batırık, etliekmek, etli kurufasulye, calla, mayalı, sıkma, fırınkebap, bildircan dolmasi, köy dolması, cullama (sacakli köfte), çoban kavurma, piliç dolması, togmeken, domates dolması, guymak, zeyve kebabı, lokur papara, sulu pilav vesaire.

El Sanatları - Hediyelik Eşya

Karaman’da geleneksel el sanatlarından halıcılık, dokumacılık (yolluk, çaputçul v.b.), kilimcilik, bakır işlemeciliği, doğramacılık, mobilyacılık, biçki-dikiş ve nakış işleri yapılmaktadır. Karaman’ın Taşkale halısı, Ayrancı’nın Koraş halısı ünlüdür. Karaman halılarında en belirgin motif laledir.

Görülmeye Değer Tarihi ve Turistik Yerler

Höyüğü, Karadağ Binbirkilise, Manazan Mağaraları, Taşkale Tahıl Ambarları, Gökçeseki Kaya Mezarları, Çeşmeli Kilise, Karaman Kalesi, Tol Medrese, AkTekke (Mader-i Mevlana) Camii, Yunus Emre Camii, İmaret Camii, Dereköy Fisandon Kilise Camisi, Taşkale Taş Mescit,Yunus Emre Türbesi..görülmeye değer yerlerden bazıları.

KARAMAN'IN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU

1’NCİ EFSANE: Karaman’ın kalesini kuşatan düşmanlar geceyi beklemeye başlarlar. O gece Karamanoğlu Beyliğinin askerleri başka seferdedir. Kaleyi savunacak yeterli asker yoktur. Düşünüp taşınan yaşlılar ve ileri gelenler bir kurutuluş yolu bulmaya çalışırlar. Bir çoban,“Bakın der Karaman’da ne kadar koyun, koç varsa toplayalım boynuzlarına fenerler takıp bayır aşağı sürelim. Düşman, çok kalabalık olduğumuzu sanır, belki kuşatmayı kaldırır” der. Çobanın dediği yapılır. Boynuzları ışıklı sürü aşağı inmeye başlayınca düşman askerleri büyük bir ordunun üzerine geldiğini sanarak kaçmaya başlarlar. Durum sonradan anlaşılınca da iş işten geçmiştir. “Karaman’ın Koyunu, sonra çıkar oyunu” deyişinin bu olaydan rivayet edildiği söylenir.

2’NCİ EFSANE: Karamanoğulları Beyliği Moğollarla sık sık savaş halindedir. Moğollar Karaman Beyliği üzerine sefer düzenlerler ve beylik sınırında gecelerler. Tam bu sırada, Karamanoğulları Beyliği askerleri koyun postlarını üzerlerine giyerler ve bazıları boyunlarına çan takarak bir koyun sürüsü havasını verirler. Bu şekilde tam teçhizatlı olarak düşman üzerine doğru varırlar. Moğol askerleri akşam eğlencesinde olup, gelenin gerçek bir koyun sürüsü olduğunu zannederek aldırmazlar. Gelen Karamanoğulları askerleri ayağa kalkıp, postları sıyırarak Moğol askerlerini bozguna uğratırlar. Moğol askerlerinden canını kurtaranlar memleketlerine vardıkları zaman “Karaman’ın Koyunu Sonra Çıkar Oyunu” demişlerdir. Efsanenin bu olaydan kaynaklandığı rivayet edilmektedir.

Gezmeden Görmeden Dönmeyin !

– Yunus Emre’nin mezarını ziyaret etmeden,
– Mevlâna’nın annesi Mümine Hatun’un Aktekke (Mader-i Mevlâna) Camii’ndeki mezarını görmeden,
– Karaman Kalesi’ne çıkıp, Karaman’ı seyretmeden,
– Binbir Kilise, Madenşehir, Değle ve Derbe’yi gezmeden,
– Otantik Taşkale Kasabası, Tahıl Ambarları, Manazan Mağarası, İncesu Mağarası ve Gürlük Mesire Yeri’ni görmeden,
– Ermenek, Zeyve Pazarı’na gidip su değirmenleri ve su ile çalışan hızarın fotoğrafını çekmeden,
– Karaman’ın meşhur calla, etliekmek, arabaşı, batırık, şebit pilav, tarhana aşı, küncülü helva, üzüm helvası, suböreği, guymak, Zeyve Kebabı ve cevizli bandırmasını yemeden,
– Bisküvi, çikolata, gofret, bulgur, un ve Taşkale halısı almadan,
– Karaman’ın meşhur elmasını yemeden,
– Karaman’ın koyununu görmeden, dönmeyin…

Jeolojik Yapı

Torosların eteklerinden Konya Ovası’na doğru uzanan düz bir arazi üzerinde kurulmuş olan Karaman, tipik bir Anadolu şehridir. Konya Ovası’ndan tek tek tepeler ile ayrılan bu düzlük, doğu-batı istikametinde uzanan doğuya doğru hafif meyillerle açılan tarafında sazlık ve bataklıklardan meydana gelen alüvyal bir ovadır.
Arazisi, bazı yerde neojen (Üçüncü zamanın bölündüğü dört büyük devirden son ikisi olan pliyosenilemiyoseni birden kavrayan sistem.) tabakadan bir yapı bazı yerde jura-kretase kıvrımlı tabakadan bir yapı ve mezozoikafiyolitliseri halinde bir yapı görülmektedir. Bu arazinin güneyinde çok yeri kıvrımlı miyosen (Günümüzden 23–5 milyon yıl öncesine karşılık gelir.) tabakalı olan 1500–1700 metrelik dağlık yerler yükselir. Buralarda kalkerler çok yer tuttuğundan karstik şekiller bulunur. Dağlık bölümde bazı akarsular kuzeyde ovaya doğru; bazı akarsular ise Göksu’ya karışmak üzere güneye doğru akar ve yer yer derin ve dar vadilerden geçerler.

İklim

Karaman’ın iklimi ve bitki örtüsü çeşitlilik arzetmektedir. Bu ilde tipik İçAnadolu iklim türü olan genelde yazları sıcak ve kurak; kışları soğuk ve kar yağışlı karasal iklim yapısı görülmektedir. Bu iklim tipi ilin İç Anadolu Bölgesi’nde kalan kısımlarında görülmektedir. Bu kısımlar ise Karaman Merkez ilçesi, bu ilçeye bağlı bulunan kasaba ve köyler ile Kâzımkarabekir ve Ayrancı ilçelerinin bulunduğu coğrafyalardır. Ancak ilin batı ve güney kısmında Orta Torosların Göksu Irmağı ve bu ırmağın kolları tarafından derin bir şekilde yarıldığı vadi tabanlarında yazları kurak ve sıcak; kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi görülür. Yağışlar genellikle kış aylarında kar; ilkbahar aylarında ise yağmur şeklinde olur.

Nüfus

Yerleşme

Karaman il sınırları içerisinde Anadolu’nun Türklerin eline geçmesinden önce de dini, siyasi, ekonomik merkezlerin varlığı bilinmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Beylikler Dönemi’nde de bu eski yerleşim yerleri Türklerin eline geçmiş köyler, kasabalar, şehirler kurulmuştur. Beşeri coğrafyada yerleşme iki türlüdür: Göçebe Hayat, Yerleşik Hayat.

Göçebe Hayat
Göçebelikte insanların ve hayvanların iklime, coğrafi şartlara bağlı olarak ovaya inmesi ve dağa çıkması daha doğrusu hayvanın doğal yaşantısına uyması söz konusudur. Bu mevsimsel yer değiştirme ya da coğrafi şartlara uyum arayışı büyük oranda geçim kaynağı olan hayvancılığa bağımlıdır. Tarıma dayalı yaşama geçilmeden önce hayvancılıkla uğraşılmakta ve bunun doğal sonucu olarak hayvanların bakım ve beslenme şartları göçerliğin doğal yaşama uyumunu gerektirmektedir.

Yerleşik Hayat
Bu hayat tarzında en basit şekil köy altı yerleşmeleridir. Bunlar; oba, kom, yayla, çiftlik, mezra gibi isimlerle adlandırılır. Köyler ise yerleşik hayatın en belirgin özelliğidir. Köylerde yaşayan insanlarda, çevresinin tabii ve coğrafi özelliğine göre hayvancılık veya tarım ön plana çıkmaktadır. Köylerde sosyo-ekonomik şartların değişmesi ve gelişmesi ile köy; kasaba veya şehre dönüşebilmektedir.
Köy, kasaba ve şehirlerde yaşayan bu insanlar geçmişten gelen hayat tarzını çevrenin tabii ve tarihi özellikleri ile birleştirerek zengin kültür varlıklarını ortaya çıkarmışlardır. Karaman sınırları içindeki köylerimiz, tarihi gelişim içerisinde göçerlik, yaylacılık, köyaltı yerleşme şekli (mahalle) daha sonra büyüyüp köye dönüşmüşlerdir.
Bazı köyler çevrenin tarihi ve sosyo-ekonomik şartları ile büyüyerek kasabaya dönüşürler. Bazı köyler ise küçülmekte veya nüfusu hiç artmamaktadır.

Göçler

İki yerleşik birimin, birinden diğerine, ferdi (kişisel) veya toplu olarak yerleşmek amacı ile yer değiştirme olayına göç adı verilir. Göçlerin önemli bir kısmı ekonomik kökenlidir.

İç Göçün Nedenleri
-Kırsal kesimde hızlı nüfus artışıyla toprakların bölünmesi ve ailelerin geçimini karşılayamaması,
-Toprağın erozyonla verimsizleşmesi,
-Makineli tarımın gelişmesi ve kırsal kesimde işgücüne duyulan ihtiyacın azalması,
-Kırsal kesimde iş imkânlarının sınırlı olması,
-Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının ve gelir kaynaklarının fazla olması,
-Kentlerde eğitim, sağlık hizmetlerinin kırsal kesimden daha iyi olması,
-Karaman Merkez ilçeye köylerden büyük bir göç akımı mevcuttur. Bu göç olayında dikkati çeken en büyük özellik merkezde yaşama düzeyinin yüksek olması, iş bulma imkânının fazla olması, köylerde çocuklarını okutmak isteyen ve bir sanat sahibi yapmak isteyen ailelerin çoğalması bu göçlerin en büyük sebepleridir. Ayrıca tarım imkânları geniş ailelerin, zenginleşerek şehre yerleşme istekleri bu göçlerin diğer bir sebebidir.

İç Göçün Sonuçları
-Ülke nüfusunun dengesiz dağılması,
-Yatırımların dengesiz dağılması,
-Düzensiz kentleşme sonucunda sanayi tesislerinin kent içinde kalması ve alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik, haberleşme) yetersizliklerin görülmesi,
-Kentlerde işsizliğin artması ve aşırı nüfuslanmanın meydana gelmesidir.

İç Göçü Önlemek İçin:
-Ulaşım, eğitim, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi,
-Kırsal kesimde iş imkânlarını arttırmak,
-Intansif tarım metodunu geliştirmek,
-Tarımda sulama imkânlarını arttırmak,
-Besi ve ahır hayvancılığını geliştirmek ve yaygınlaştırmaktır.

Dış Göçler
Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.
Dış göçlerin başlıca nedenleri:
-Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi,
-Tabii afetler,
-Savaşlar,
-Etnik nedenler,
-Sınırların değişmesi,
-Uluslar arası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimidir.
1960’lı yıllarda Türkiye genelinde olduğu gibi Karaman’dan dış ülkelere özellikle kırsal kesimden büyük bir işçi akımı olmuştur. 1963 yılında başlayan ve günümüze kadar yurtdışına çalışmak için giden Karamanlı çok sayıda insan vardır. Başlangıçta tek olarak giden aile reisi daha sonra ailesini de götürmesi sebebiyle özellikle köylerde nüfus azalmasına sebep olmuştur.

Yurtdışında Avrupa ülkeleri başta olmak üzere diğer ülkelerde çok sayıda Karamanlı işçi ve işçi ailesi vardır. Avrupa’da başta Hollanda olmak üzere Almanya, Belçika, Fransa, Danimarka, İsveç, Avusturya ve İsviçre gibi ülkeler Karamanlıların toplu olarak bulundukları ülkelerdir. Ayrıca Libya, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Avustralya’da da Karamanlılar mevcuttur. Yaz aylarında bu gurbetçi ailelerin Karaman’a gelmesi ile nüfus artmakta şehirde büyük bir canlılık gözlenmektedir. Bu gurbetçi ailelerin bu aylarda Karaman’a gelmesi başta konut olmak üzere ticaret sektöründe Karaman ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır.

Ekonomik Yapı

İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan karayolu ve demiryolunun buradan geçmesi, ayrıca tarihi ipek yolu üzerinde bulunması, Karaman’ın bugünkü ekonomik hayatı üzerinde büyük etkisi vardır. Karaman coğrafi konumu, tarımsal ve ekonomik faaliyetler bakımından ülkemizin önemli illerinden birisidir. Karaman, tahıl ve bakliyat üretimi ve ticareti konusunda önemli bir konuma sahiptir. Ayrıca meyve üretimi bakımından da özellikle elma üretimiyle bir meyve üretim merkezi konumundadır. Karaman’ın ekonomik faaliyetleri tarım ve hayvancılık yanında sanayi ve ticarete de dayanmaktadır. Sanayi gelişimi için gerekli olan küçük ve büyük organize sanayi bölgelerine sahip olan Karaman, Türkiye’nin büyük ekonomiye sahip illeri arasında yer almaktadır. Özellikle gıda sanayisinde önemli yatırım ve faaliyetleri olan Karaman; un, bisküvi, çikolata, gofret, bulgur ve elma üretiminde Türkiye’de önemli bir konuma sahiptir. Karaman, Türkiye’deki bisküvi üretiminin yaklaşık üçte birini, bulgur üretiminin ise beşte birini karşılamaktadır. Tarıma dayalı gıda sanayisinde görülen hızlı gelişme sonucu kentin sosyo-ekonomik yapısında hızlı bir dönüşüm ve köyden kente göç olayları yaşanmıştır. Bu durum; kırsal kesimdeki genç nüfusun azalmasına neden olmuştur.